7 Temmuz 2012 Cumartesi

CORONARY ARTERY BYPASS SURGERY














Zaman akmak bilmezken
Ellerinde şık eldivenler
Kalp bir makinaysa eğer
Tanrı terkedip gitmiştir

Ne garip! İnsan zamanı düşünürken vaktin ne denli çabuk geçtiğini anlamaz.

Terkettiğimiz anılar
Zamanın zamanda kırıldığı zamanlar
Hepsi birer karadeliğe dönüşmedi mi?

-Karadelik mi?
Evet, KARADELİK!

Çünkü en çok korktuğumuz şeyler, en çok merak ettiklerimiz değil midir?



franz ferdinand - take me out

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Bağışla beni "Küçük hanım" Senin sevdiklerinden sıkıldığımda kendi şairlerime dönüyorum.Salvador Allende gibi duruşuyla tarihe geçmiş bir devrimciyi,Victor Jara gibi ezgileri kanatlandıran bir müzisyeni ve Pablo Neruda gibi bir şairi armağan etmiş Şili'den başlayalım.Bir cumhurbaşkanı düşün, parlemento binası faşist cunta tarafından kuşatılmış ,uçaklarla bombalanıyor,teslim alınmak isteniyor.Yoğun ateş altında devlet radoysundan halkına son kez sesleniyor.


- Uçaklar üstümüzden uçuyor. Bizi öldüre bilirler. Ama bilsinler ki biz buradayız ve bu ülkede, sorumluluklarına sonuna kadar sahip çıkan insanlar var. Ben bu sorumluluğu özgür ve demokratik seçimle işbaşına gelen bir cumhurbaşkanının bilinciyle üstlendim. Büyük tarih, baskı ve cinayetle yazılmaz. Bizi öldürebilirler. Ama yarınlar halkın ve emekçilerin olacaktır. Bu vatanı vatan yapan ilkeleri savunmanın bedelini, hayatımla ödüyorum.

Size son kez hitap ediyorum. Uçaklar Magallanes radyosunun vericilerini bombaladı. Bu tarihsel geçiş anında, halkıma sadakatimi hayatımla ödeyeceğim. Ama yüz binlerce Şililinin bilincine düşen tohum ergeç yeşerecek.
Onların silahları ve güçleri var.
Ama toplumsal ilerleyişi şiddet ve cinayetle durduramazlar.
Bu ülkenin geleceğini kuracak gençlere sesleniyorum: Şili'de faşizmin geçmişi uzun. Tüm terörist suikastlar, havaya uçurulan köprüler, yıkılan demiryolları, patlatılan petrol kuyuları onların eseriydi. Hepsi satın alınmıştı. Tarih önünde yargılanacaklar.
Az sonra sesimi artık duymayacaksınız. Ama hep sizinle olacağım. Beni vatana sadık bir onurlu insan olarak hatırlayın.
Halkım kendini savunmalı,
Vatanın emekçileri, ben Şili'ye ve geleceğine inanıyorum. Başka adamlar, başka insanlar ihanetin bastırdığı bu acı karanlığı aydınlatacaklar. Er geç özgür insanın geçeceği kapıları açacak ve daha adil bir toplum kuracaklar.
Yaşasın Şili! Yaşasın halk! Yaşasın emekçiler! Bunlar benim son sözlerim ve fedakârlığım boşuna değil, SATILMISLIGA, KORKAKLIGA VE IHANETE BIR AHLAK DERSI OLACAGINA EMINIM."

Dedikten sonra Fidel Castro'nun hediye ettiği silahla son nefesine kadar çatışarak ölümsüzleşmiştir.


Salvador ALLENDE


Bazı şeyleri konuşmak için ya zamanımız olmadı yada uygun ortamımız . Hatırlıyormusun? Kumsalda derin bi of çekip - Gitarımı istiyorum , çok özledim demiştin.Ne renktir, hangi ağacın kaplamasındandır bilmiyorum ama nasıl hayal ettiysen artık o an gözlerin parladı.Elini uzatsan dokunacak gibiydin.

Diyeceğim o ki "Küçük hanım" o naif kadife dokunuşlu elleriniz, siz yaşadıkça gitar tutsun,beste büyütsün ,düşen bir çocuğu avutsun...


Halkına ve gitarına sımsıkı sarılan güzel insan Victor Jara'nın anısına...

Jara'nın şarkıları fabrikalarda okullarda sokaklardaydı. İçten coşkulu, hüzünlü, dirençli sesi Şili sınırlarını aşarak dünyanın dört bir yanına ulaştı. Jara 1970 seçimlerinde Şili'deki sol muhalefetin sesi Halkın Birliği (Unidad Popular)'ni ve Salvador Allende'yi destekledi. 11 Eylül 1973'teki Augosto Pinochet'nin düzenlediği faşist darbenin hemen ertesinde Santiago Üniversitesi'nde gözaltına alındı ve binlerce kişiyle birlikte -bugün adı verilen- Şili Santiago Stadyumu'na getirildi. Yüreğinde postallarla çiğnenen ülkesinin ve katledilen yoldaşı Allende'nin acısı vardı. 16 Eylül 1973'de acımasızca katledildi. Şili'deki Pravda muhabiri Vladimir Çernisev Jara'nın son anlarını şöyle anlatıyor: "Victor Jara dudaklarında şarkıyla öldü. Onu yanından hiç ayırmadığı refakatçisiyle, gitarıyla birlikte stadyuma getirdiler. Ve şarkı söylemeye başladı. Diğer tutuklular gardiyanların ateş açma tehdidine rağmen melodiye eşlik etmeye başladılar. Sonra bir subayın emri ile askerler Victor'un ellerini kırdılar. Artık gitar çalmıyordu ama zayıf bir sesle şarkı söylemeyi sürdürdü. Bir dipçikle kafasını parçaladılar ve diğer tutuklulara ibret olsun diye ellerini kesip tribünlerin önüne astılar".

16 Eylül 1973

Adsız dedi ki...

Victor Jara'dan bir kaç gün sonra Pablo Neruda'da sıkı dostu Nazım Hikmet gibi kalp yetmezliğinden hayata veda etmiştir. Neruda'yı büyük ustaya yazdığı şiirle hatırlamak en güzeli.


NÂZIM'A BİR GÜZ ÇELENGİ


Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun ne yapacağız şimdi
Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi
bir pınar bulabilecek miyiz bir daha?
Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun ne yapacağız?
Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı, ateşle suyun birleştiği Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?
Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler kazandırdın
bana
Denizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onları
Bulutlar gibi yaprak gibi uçarlar
Düşerlerdi orada, uzakta,
Yaşarken kendine seçtiğin
Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa

Sana Şili'nin kış krizantemlerinden bir demet sunuyorum
Ve soğuk ay ışığını güney denizleri üstünde parıldayan
Halkların kavgasını ve kavgamı benim
Ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan...

Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da yalnızım
sensiz
Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen yüzünden
yoksun
Dostluğumuzdan, bana ekmek olan,
Rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan.

Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle
Kuyu gibi kapkara zindanlardan
Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları
Ellerinde izi vardı eziyetlerin
Hınç oklarını aradım gözlerinde
Oysa sen parıldayan bir yürekle geldin
Yaralar ve ışıklar içinde

Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlar
Senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya.
Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın,
Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?
Teşekkürler, böyle olduğun için! Teşekkürler o ateş için
Türkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca.



Pablo NERUDA



Son şiiride bizlere henüz "Yaşayanlara" gelsin "Küçük hanım"...



Ağır Ölüm

Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.

Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.


Pablo Neruda

Yorum Gönder